Ünsüz fotoğrafçı: Vivian Maier

Fotoğraf sanatına ilgili pek çok insanın duyduğu bir isim: Vivian Maier. Kim olduğunu pek çok kaynaktan, hatta Vivian Maier’in Peşinde belgeselinden öğrenebilirsiniz. Ama benim tartışmak istediğim konu bu değil.

Vivian Maier kimdir?

Vivian Dorothy Maier; 1926 yılında New York’ta doğmuş. Yaşamının yarısını çocuklara dadılık yapmaya, diğer yarısını da sokak fotoğrafları çekmeye adamış bir fotoğraf sanatçısı.

Hayatı boyunca 100.000’den fazla fotoğraf çekmiş fakat bunların çok azını bastırmış ve hiçbir karesini de insanlara göstermemiş. Peki neden?

Neden fotoğraf çekiyoruz?

Ünlü bi kahve zincirinde binbir güçlükle yer bulduktan sonra, ilk 10 sayfasını zor bela okuyabildiğimiz o sıkıcı kitabı masaya, kahvemizin yanına koyarak çektiğimiz fotoğrafı mı? Hayır, bunun nedenini henüz bilmiyoruz.

Diyelim ki uzun zamandır planladığınız tatile çıktınız ve sokakta gezerken elinize tutuşturulan broşürün dayanılmaz cazibesiyle bungee jumping yapmaya karar verdiniz. Metrelerce yükseklikte sırtınıza yediğiniz bir tekme ve kulağınızda yankılanan “This is sparta!” sesinin ardından boşlukta süzülmeye başladınız. Muhteşem bir his olmalı.

Peki, ya bu anın fotoğrafı çekilmediyse, sizin için bu an gerçekten yaşanmamış olabilir mi? Instagram’da 1 dakikalık bi parmak antrenmanından sonra göreceksiniz ki cevap oldukça net: Hayır.

Popüler olmak çabası, onaylanmak ve beğenilmek ihtiyacı, hobilerimizin yalnızca bize keyif veren aktiviteler olmaktan çıkıp, sosyal statümüzü yükseltmemize yarayan basamaklar olmasıyla birlikte artık yaptığımız hiçbir şeyi yalnızca kendimiz için yapmaz olduk. Gezdiğimiz yerlerden, okuduğumuz kitaplardan, izlediğimiz o muhteşem manzaralardan eğer çevremizi haberdar edemezsek, aslında hiç birisi gerçekte var olmamış demektir.

Like, yorum ve dahası

Gündelik yaşamını, daha olaylar gerçekleşmeden bile bizimle paylaşabilen, içten içe engellemeyi istediğiniz arkadaşlarınızdan bahsetmiyorum yalnızca. Fotoğraf çekmeyi kariyere dönüştürmüş ya da dönüştürmek isteyen fotoğrafçıların da kendilerini eleştiren en büyük eleştirmen de yine sanal oylar. Sizin için güçlü bi hikayeyi anlatan, hislerinizi harekete geçiren fotoğrafınız bir anda beklemediğiniz kadar düşük “like” alabilir. Belki de bir sonraki fotoğrafınız “kitlenizin” beklediği türden olmalı ki daha fazla “beğeni” toplayalım.

Vivian Maier neden ünlü olmayı tercih etmedi?

Çekmiş olduğu on binlerce fotoğraf, ses kayıtları, video kayıtları kendisinin ölümünden kısa bir süre önce tesadüf eseri, John Maloof tarafından keşfedildi. John Maloof o dönemde emlakçılık yaparken bir yandan da yazdığı bi tarih kitapçığı için Chicago’ya ait eski fotoğraflar ararken, katıldığı bir müzayedede, 400 dolara, içi negatif dolu bir kutu satın aldı. O sırada aradığını bulamadı ancak iki yıl sonra kutuyu tekrar açıp fotoğrafları bastırmaya başladığında, Vivian Maier’in hazinesine ulaştı.

Vivian Maier, bu andan itibaren John Maloof’un olağanüstü çabasıyla tüm dünyada tanınan bir fotoğrafçı haline geldi. Peki ya John Maloof o gün telefonuna gelen acil bir çağrı yüzünden müzayedeye katılamasaydı?

Vivian Maier bakıcılığını yaptığı çocuklarla sokakta gezintiye çıktığında, bol kıyafetleri ve “çocuklarıyla sokakta yürüyen anne” imajı sayesinde insanların arasında kolayca kaybolur ve artık o ve elindeki kamerası görünmez olur. Hatta Vivian soyutlanmayı ve kontrolü elinde tutmayı öylesine ileri götürür ki; yanında çalıştığı ailelerin hepsi O’nu farklı isimlerle ve karakterlerle tanır. Fotoğraf çektiğinden ise hiç birisinin haberi bile yoktur.

Vivian Maier belki de bilinir olmanın, en iyi yaptığı şeye, saklanabilmesine ve sokağın ruhunu bu denli yakalayabilmesine engel olacağını düşündü. Ancak belki de ünlü olmak, yaptıkları yüzünden takdir görmek hiçbir zaman umurunda bile olmadı. Fotoğraflarını insanlarla paylaşmak bir yana, deklanşöre bastıktan sonra pek çoğunu kendisi bile görmedi. O, yaşadığı hayatın ne kadar özel olduğunu, bizim insiyatifimize bırakmadı. Ne kadar iyi olduğunun söylenmesine ihtiyacı yoktu, ne kadar iyi olduğunun önemi de yoktu. Vivian Maier, kendisini sevdiği işi yapmaya adadı ve bunu yaparken bize yalnızca vitrin camlarındaki yansımalarını bıraktı.

“Hiçbir şeyin sonsuza dek sürmeyeceğini biliyorum. Diğer insanlar için de bir alan bırakmalıyız. Bu bir döngü. Binersin ve sonuna kadar gidersin. Sonra başkası alır senin yerini.”

VIVIAN MAIER